9 Şubat, 2013

Gerçek başarı


imagesÖvgüler ve başarılar anlıktır

Gerçek başarı,hayatın gereklerini yerine getirerek

kendimize verdiğimiz sözü tutmaktır.


1.Gerçek  başarının ilk adımı, ne yapmak istediğimize karar vermektir.

Öğrenim sürecini tamamladığımda pek çoğumuz gibi benim de gerçekleştirmek istediğim arzularım vardı.Kendime göre  içinde hayallerimi barındıran ve kim olduğumu keşfedebileceğim  ideal  bir yol çizmiştim.
Ne var ki daha ben düşlerimin sarhoşluğu içindeyken hayat bana ‘yapılması gerekenler’ listesi sunmuştu. Aslında  bu liste ‘yapılması değil’ hayatımda  ‘olması gerekenleri’ içeriyordu ve ben o zamanlar ikisinin arasındaki farkı anlayamadığım için hem çevreme hem de hayata karşı kırgındım.
Buna rağmen herşeyi olması gerektiği gibi yaşamayı kabul etmiş ve kendime bir söz vermiştim. Ne olursa olsun bu sözümü gelecekteki bir zamanda yerine getirecektim.
Bu kararlılık ve öngörüyle  çıktığım hayat yolunda  yapmam gerekenler  hedeflerim,kendime  verdiğim söz  ise hayatımın amacı olmuştu. İlk başarımla birlikte içimde hayata olan kırgınlığım sevgiye dönüşmüş ve her yaptığım işten büyük bir keyif almaya başlamıştım.Kısa sürede kazandığım küçük zaferlerle daha kim olduğumu bilmeden toplum tarafından onaylanmış bir kimliğe sahiptim.

2.Gerçek başarı ne bir kimlik ne de bir hedeftir,O başlı başına bir sonuçtur.

İş hayatım boyunca edindiğim çeşitli kimliklerin beni  toplum içinde statü dediğimiz belli bir konuma yerleştirdiğini ve bana bazı kolaylıklar getirdiğini, ancak bunların hiçbirinin kendime verdiğim sözle ilgisi olmadığını söylemeliyim.Beni  hayrete düşüren tek şey nasıl oluyordu da her yaptığımdan başarılı sonuçlar alıyor ve attığım her adım beni daha da ileriye götürüyordu? Bundan da ötesi hayallerimi  yaşayabiliyordum? Çünkü ben başarıyı ne hedef ne de bir takıntı haline getirmiştim.
Kendimi adeta menzile fırlatılmış bir ok gibi  hissediyordum. Çalışma tutkum ve sorumlu olduğum görevlerimden fazlasını yapıyor olmam bir gerçekti. Ancak  işimi gereğince gerçekleştirmem için  herkesten ve herşeyden önce o işe kendim inanmalıydım.
En önemlisi kalbimin kapsayamadığı,sevmediğim hiç bir işi yapmadım. İçimde ‘yapabilirim’ gücü’  harekete geçtikçe aklımda hedef ve gelişen sezgilerimin uyumu içinde odaklandığım her eylemin sonucu başarıydı.

3.Gerçek başarı deneyim ve öğrenme üzerine kuruludur.

Çalıştığım firmalarda beni motive eden başarı ve övgüler değil,orada öğrendiklerim ve yapabildiklerimdi.Bir üst basamağa geçebilmem için bana  gerek işimle ilgili gerekse içinde bulunduğum ortamın  sağlayacağı bilgiler gerekiyordu.Beni asıl doyuma ulaştıran bu süreçti. Konumum ne olursa olsun bu doyumu hissedebileceğim cesurca bir arayış içine giriyordum. Hedeflerimi göz önüne alacak olursam,yaptığım atılımlar risk olarak gözükse de benim için doğruyu bulana kadar yılmadan aramak ve deneyimlemek kendime olan güvenimi pekiştiriyordu. Başarı uğruna olur olmaz şeylere prim vermeden,takılan çelmelerin,ihtiras, mevki,şan ,şöhret adına kurulan tuzakların karşısında pes etmeden, kendime olan saygımı ve değerlerimi yitirmeden dürüst davranışlarımla defalarca yolumu değiştirerek ,ilerlemeye devam ettim. Başkalarının yolumu kaybettiğime inandıkları zamanda ben kendime yeni bir yol bulmuştum.

Hepimizin bir veya birçok konuda başarısı olmuştur.Bu başarılar bizi dış dünyaya açan kapının anahtarıdır.Bizler  bu kapıyı açarsak kendimize çizdiğimiz haritanın sınırlarını genişletebilir ve  dünya ile kendimiz arasındaki iletişimi  gerçekleştirebiliriz. Kendi potansiyelimizi deneyimlemeden  bilmek ve bizim dışımızdakileri  tanımadan dünyayı öğrenmek mümkün değildir.

4.Gerçek başarı başkalarının hakkımızda ne  düşündüğünden etkilenmez

”Tüketim toplumları” olarak adlandırdığımız bugünün kültür değerleri bizi o gün için geçerli ve  rağbette olana ayak uydurmamızı ister.Toplum içinde elde ettiğimiz statü,kimlik ve sahip olduklarımızla tanınmaya başlarız.Başarı ihtiyacı bu noktada doğar,çünkü toplum tarafından onay görmek bize kendimizi önemli ve değerli hissetmemizi  sağlar.Toplum bizim ne olmamızı istiyorsa,onu olmaya başlayarak kendi potansiyelimizi düşünmeden  otomatik pilota bağlı zihinlerle yaşamaya alıştırır bizi. Hep daha fazla çabalayarak kazanmak, tüketmek ve daha fazlasını isteme zincirine tutsak kalarak bize anlık başarılarla sağladığı pırıltılı bir yaşamın cazibesine çeker.Diğerleri gibi olmak,onların sahip olduklarında kendimizi aramak,başkalarıyla kendimizi kıyaslamak ,kendimize verdiğimiz sözü unutup hayatı bir yapılması gerekenler listesi olduğunu düşünerek yaşamak..En kötüsü  kendimizin ne kadar eşsiz ve değerli olduğunu aklımızdan çıkararak…Sonuçta baktığımız yer  sahip olduklarımız değil, eksik olduğunu düşündüklerimizdir. Asıl yokluğunu hissettiğimiz şeyi fark etmeyerek..

İtiraf etmeliyim ki,ben de bir süreliğine bu sürecin bir parçası olmuş sahip olduklarımın yapabildiklerimin ve yaşadıklarımın ihtişamına kendimi kaptırmıştım.Beni pırıltılı cazibeden uyandıran kendime verdiğim sözü hatırlamak olmuştu.

5.Başarı ve başarısızlıklar bize  daha fazla yapılacak işin olduğunu hatırlatan kavramlardır.

Bütün mesele başarının büyüsüne bağlanıp,başarısızlığın hüsranına kapılmadan dengede durabilmek ve gerçek başarıyı yaşayabilmektir. İş hayatında  geldiğim nokta  ‘buraya kadar’ diyecek şekilde  beni doyuma ulaştırmıştı. İçimdeki ses birşeyleri bırakma zamanının geldiğini fısıldarken ben bundan sonraki yolumun ne olacağını bilmiyordum. Sözümü yerine getirebilmem için eti ve kemiğiyle insan olma  tutkusunun beni yolun kenarına çekmesine izin vermiştim.

Gerçek Başarı Disiplin,Adanmışlık,Sabır ve Odaklanma üzerine kurulmuştur.

Disiplin-Özsaygıyı

Adanmışlık-Özsevgiyi

Sabır-Özgüveni

Odaklanma-Özbilgiyi

beraberinde getirir.

Kendinize verdiğiniz sözü hatırlıyor musunuz?



Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.

Bir Cevap Yazın